2 Oca 2011

And the Winner Is...Istanbul - NYTimes.com

And the Winner Is...Istanbul - NYTimes.com:

In early 2010, as our readers were no doubt whittling down their list of New Year’s resolutions, we asked them a question that is a bit more fun to contemplate: where do you want to travel this year?
The question, in a multimedia presentation, accompanied our 2010 Places to Go issue.
Now that we are putting the finishing touches on our 2011 list, voting is officially closed, and we can unveil the winner for 2010: Istanbul, by a landslide.

The readers who recommended Istanbul repeated some themes. Alan of New York, Peter of Istanbul and others mentioned the history. “What you see here today literally spans the centuries (and millenniums), in terms of the stones beneath your feet and cultures,” Peter wrote. Several other readers mentioned the people and the culture.
Other popular choices among readers included Colombia, Seoul, Costa Rica and New York.
Next week, when we publish our Places to Go list for 2011, readers will be able to submit their own recommendations, as well as pictures and comments, online again.

18 Kas 2010

Hala 2 ("iki") gününüz var!

Açıklamalar burada: İstanbul 1020-2010!
Mehmet, Ahırkapı civarını dikkatle izlerken!



Bu son üç kare de Santral İstanbul'un, birşeyler atıştırmak için gidilebilen yeme-içme yerinin "el yıkama" mekanına ait... (Değil mi ki "tuvalet"in adı hanidir "lavabo" oldu! Biz de "el yıkama"yı yegliyoruz...)
"Reklamın iyisi kötüsü olur mu olmaz mı?"
Biz ne bilelim!!! Ama bir gerçek var ki, o da kişinin kendini "tırnak içinde" görmesinin iyi olacağını kim akıl etmişse onun belki de pek haklı olduğu...
(Bkz. son resim)
Yeter ki "a l g ı l a n a b i l s i n"...
Ne diyelim...

10 Eki 2010

“Fransa ve Türkiye’de Şebeke Kamu Hizmetlerinin Regülasyonu” Kitabı Hakkında...



Çağla Tansuğ’un kaleme aldığı ve Fransa’da, L’Harmattan tarafından Fransızca olarak yayınlanan “La régulation des services publics de réseau en France et en Turquie” (“Fransa ve Türkiye’de Şebeke Kamu Hizmetlerinin Regülasyonu”)[1] kitabı, elektronik haberleşme ve elektrik sektörlerinin regülasyonunu ve bu sektörlerdeki düzenleyici kurumların yapılarını, Türkiye ve Fransa örneklerini ele alarak inceleyen bir karşılaştırmalı hukuk çalışması. Bu kitap, yazarın, Haziran 2009’da, Paris-1 Panthéon-Sorbonne Üniversitesi’nde savunduğu ve “jürinin üstün başarı ve takdir derecesi” ile hukuk doktoru unvanını almasını sağlayan doktora tezine dayanılarak hazırlanmış. Kitabın ilk bölümünde, hem Fransız hem de Türk hukuk sisteminde “kamu hizmeti” niteliği taşıdığı uzun yıllar boyunca kabul edilen elektrik ve elektronik haberleşme hizmetlerinin sunulduğu sektörlerde, regülasyon faaliyetinin ortaya çıkışı inceleniyor. Bu iki sektörün, Fransa’da ve Türkiye’de rekabete açılışı sürecinde geçirilen aşamalar ve bu sektörlerde yürütülecek regülasyon faaliyeti tanımlanırken belirlenen hedefler, tespit edilen kriterlerden hareketle karşılaştırılıyor. Her iki ülke söz konusu alanlarda Avrupa Birliği düzenlemeleri ortak paydasında buluşuyor olsalar da, kendi kanunları aracılığıyla ortaya koydukları tutumların farklılığına dikkat çekiliyor.
Eserin ikinci bölümünde ise regülasyon kurumları irdeleniyor. Özellikle BTK ve EPDK ile bu iki kurumun Fransa’daki muadillerinden yola çıkılarak regülasyon kurumlarının faaliyetlerinde tarafsızlık sağlayacak şekilde yapılanmaları, benzer nitelikteki diğer idari birimlerle ve özellikle de rekabet kurumlarıyla ilişkileri, sahip oldukları yetkilerin içeriği ile aldıkları idari kararların yargısal denetimi gibi, ülkemizde de tartışma konusu olan hususlar ele alınıyor. Regülasyon kurumlarına ilişkin ikinci bölümünün Türkçeye de çevrilmesi düşünülen bu kitabın tamamının dijital versiyonuna internet üzerinden ulaşmak da mümkün:

Arka Kapak Yazısı:

“Gérard MARCOU’nun önsözüyle, http://www.editions-harmattan.fr, 2009, 614 s.
Fransa ve Türkiye çok benzer bir kamu hizmeti geleneğine sahiptir. Bu hizmetlerin bir kısmının –özellikle de telekomünikasyon ve elektrik hizmetlerinin– rekabete açılması için her iki ülkede kanunkoyucuların tercihleri de paralellik arz etmiştir: idari bir faaliyet olarak regülasyon ortaya konmuş ve bu faaliyeti ilgili sektörler özelinde gerçekleştirmekle yükümlü bağımsız otoriteler oluşturulmuştur. Ne var ki bu iki hukuk sistemi arasındaki farklılıklar regülasyon faaliyetine yaklaşımda, belirlenen hedeflerin içeriğinde ve bağımsız idari otoritelerin kuruluşu ile işleyişine ilişkin kurallarda kendini göstermektedir.”
 
Yazar Hakkında:  Çağla Tansuğ, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1999’da, aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Yüksek Lisans Programı’ndan 2001’de mezun oldu. “İdari Sözleşmelerde Tahkim” konulu yüksek lisans tezini Prof. Dr. Yıldızhan Yayla danışmanlığında hazırladı ve savundu. 2002-2003 döneminde Paris 1 Panthéon-Sorbonne Üniversitesi’nde Avrupa Ülkeleri Karşılaştırmalı Kamu Hukuku Yüksek Lisans Programı’nı tamamladı.  Tansuğ, Doktora tezini Paris 1 Panthéon-Sorbonne Üniversitesi’ne kayıtlı olarak Prof. Gérard Marcou danışmanlığında hazırladı. “Fransa ve Türkiye’de Şebeke Kamu Hizmetlerinin Regülasyonu” başlıklı bu tezi Paris’te, Haziran 2009’da savunarak jürinin üstün başarı derecesi ile hukuk doktoru unvanı aldı. Çağla Tansuğ 1999’dan bu yana Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak çalışmalarına devam etmektedir.


[1] TANSUG Çagla, La régulation des services publics de réseau en France et en Turquie, L’Harmattan, Paris, 2009, 614 sayfa.

On On İkibinOn!

On On İkibinon...
Kuzin Feride'nin düğünü için gerisayım başladı!

9 Ağu 2010

Sabah - En iyi yerli yemek blogları

Sabah - En iyi yerli yemek blogları:
pembedomates.blogspot.com
İlk tanıştığım bloglardan biri 'Pembe Domates Ağı' idi. Genleriyle oynanmış, tatsız, kokusuz domateslere mahkûm olduğumuz bugünlerde pembe domateslere gönül vermiş kişilerin ortak blogunu okudukça, damağımda bu nefis domatesin zarif lezzetini, aromalarını hissettim. Pembe domates grubunun kendi aralarında yaptıkları tohum alışverişine, bu meyveleri organik koşullarda yetiştirmek için gerekli doğal yöntemler hakkında bilgi ve deneyim paylaşımına hayranlık duydum. Önce blogu sayesinde tanıştığım pembe domatesler artık favorim. Organik pazarlarda bulabildikçe alıyor, çocukluğumun incecik kabuklu, neredeyse çekirdeksiz ve sulu o nefis domatesleri mütevazı soframı bir ziyafet ortamına dönüştürüyor.

13 Nis 2010

Bogaziçi'ne inen bulutlar /Clouds landing in the Bosphorus

 Dün sabah Boğaziçi denize inen ve Marmara'ya doğru koşan bulutlarla kaplıydı... Bu kadar yıllık İstanbullu olup da bugüne kadar hiç görmediğimiz bir manzaraydı bu...





Posted by PicasaYesterday morning the Bosphorus was full of clouds those landed in the sea... It was amazing...

Şurada da kısa bir videosu var durumun: Video  of the same view...

Ooof Off Line: KİŞİSEL DİJİTAL KÜTÜPHANE

Ooof Off Line: KİŞİSEL DİJİTAL KÜTÜPHANE

6 Mar 2010

This blog has moved


This blog is now located at http://tansug.blogspot.com/.
You will be automatically redirected in 30 seconds, or you may click here.

For feed subscribers, please update your feed subscriptions to
http://tansug.blogspot.com/atom.xml.

17 Şub 2010

ISTANBUL PHOTO CONTEST

Istanbul Photo Contest yarışmasının yaratıcısı Nurdoğan Şengüler : "İstanbul'un tanıtım ve pazarlanmasında kaliteli fotoğraflarla yine yabancıları ve onların network'ünü tanıtıma katıyoruz. Yani bir çesit Youtube örneği. Onlar üretiyor, onlar sitelere yüklüyor ve onlar kendi networklerini yarışmaya davet ediyor." demiş Turk Internet.Com 'a...

4 Şub 2010

GDO KARŞITI ETİKET HAFİYELERİ!

!f İstanbul 9. AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali Etkinliği

Slow Food / Fikir Sahibi Damaklar, !f İstanbul Bağımsız Film Festivali kapsamında, tüketiciyle bir araya geliyor ve herkesi gerçek gıdanın peşinde “etiket hafiyesi” olmaya davet ediyor.

10 Eki 2009

"CANBABA"

Saat 00:31... Milliyet Internet'te bir haber:
Gazeteci Bülent Yardımcı vefat etti /

İşte bu kadar...

Yaşadı, hep mücadele etti,
Sonra da
Gitti...
Ne can arkadaşımızdı, babacandı...
"Canbaba" derdik biz ona...

24 Ağu 2009

15 Ağu 2009

BU SABAH RUMELİHİSARI SAHİLİNDE BUNU GÖRÜP SEVİNDİK:

tribix
Yakında pek çok kitle iletişim aracında (nam-ı diğer "medya"da!) görülecek herhalde...
Güzel bir kız eşliğinde tanıtım fotoğrafları çekiliyordu...
Kutluyoruz ONYX ekibini...

23 Tem 2009

HAVAİ FİŞEK HAVAİLİĞİ

Son zamanlarda iyice tırmanan havai fişek gösterileri hakkında bir imza kampanyası açılmış: Tıklayın!Validebağ Gönüllüleri

25 Nis 2009

SU HAKKI

Express dergisinden Ulus Atayurt, Dünya Su Forumu için İstanbul'da bulunan Kanadalı yazar, aktivist, "su savaşçısı" Maude Barlow ile, Açık Radyo'da bir söyleşi yaptı. Bu söyleşinin kısaltılmış hali ilk olarak Express dergisinin son sayısında yayımlandı... Yazıyı okumak için tıklayın:
Açık Radyo

24 Mar 2009

SORUNSUZ TAŞINMAK İÇİN: "BEKTAŞ NAKLİYAT"

"Göçebe bir toplum muyuz değil miyiz?" tartışması akademik çevrelerde süredursun, "ev taşıma" konusunda en yerleşik ailelerin bile zaman zaman "taşındığı" bir gerçek...
Şu sıralar ise taşınan taşınana...
Biz de geçen yıl ve bu yıl hem kendimiz, hem de bir yakınımız "taşındık", aynı "yakın" bir yıl içinde yeniden taşınmak durumunda kaldı.

Taşınmadan önce hangi taşıma şirketinin kullanılması gerektiği konusunda sağlam bilgiye ulaşmak çok zor. Internet'teki kaynaklar yetersiz ve yanıltıcı. O yüzden "fiilen" taşınanların deneyimlerine başvurduk. Son derece "güç beğenen", son derece "titiz" ve yakın zamanda "taşınmış" iki dostumuz "Bektaş Nakliyat" dedi.
Gerçekten de dedikleri doğru çıktı. Üç keresinde de Bektaş Nakliyat ekibinden yararlandık, "tereyağdan kıl çeker gibi" taşıdılar herşeyi...
Bunları buraya yazmamın nedeni, bu konuda İnternet'te "kullanıcı görüşü" arayanlar, ola ki buraya da uğrarlar, işlerine yarasın diye...
Ortalıkta aynı isimde onlarca firma var, Bektaş ekibinin de taklitleri çok.
"Gerçek Bektaş ekibi"nin web sitesi: http://www.bektasnakliyat.com.tr/
Konuşup anlaşmak için: İsmail Bektaş'ı arayın, telefonu: 0532 2171391
Antika eşyalarınız varsa ekipte Hamdi'nin de bulunmasını isteyin. Onları dikkatle söküp takmakta çok usta, kibar, dikkatli bir genç.
Keza Polat Bektaş, çok zeki, becerikli, dikkatli bir ekip başı...
Bu ekibin ortak özelliği, işlerini gereği gibi yaparken, son derece kibar ve güleryüzle çalışması.
Sanki yük taşımıyorlar, evcilik oynuyorlar. Suratlarını hiç buruşturmuyorlar. Evde sigara migara içmiyorlar. Kullandıkları malzemeler kaliteli ve fazlasıyla koruyucu. Eşyayı yeni yerlerine koyarken ev sahibine fazla iş bırakmamaya özen gösteriyorlar. Çalışırken son derece sessiz bir işbölümü içindeler. Birbirlerine efendice yardım ediyorlar.

Daha ne diyeyim, tekrar teşekkürler Bektaş...

Son bir ipucu: Kitaplar için Bauhaus'da özel kitap taşıma kolileri, porselenler için ara bölmeli porselen tabak kolileri çok işe yarıyor. IKEA'da bardak-çanak satılan bölümde, bardak alanlara verilen küçük taşıma kartonları ile eşya düzenleme bölümündeki şeffaf fermuarlı çantalar hakeza. Kitaplar ve heykel, biblo, v.b. nazik eşyayı önceden kendiniz paketleme yapıp gidilen yerde nereye/hangi odaya bırakılacağını kutuların üstüne yazarsanız, vakit kazandırıcı oluyor.

25 Şub 2009

KAZA BLOGLARI...

Internet böyle bir şey işte... Bu sabah Amsterdam kazası haberiyle sarsıldık. Bizim basın ve televizyonlardan bilgi edinmeye çalışırken, Internet'te olayla ilgili bilgiler akmaya başladı... Derken bir Schipol Kazası blogu açılıverdi...
Bir Twitter kullanıcısı da dakika dakika gördüklerini cep telefonundan naklediyordu...
Kurtulanlara "Geçmiş olsun", "gözünüzaydın", acı haber alanlara "başsağlığı" ve "dayanma gücü" mesajları...
CNN "kazada ölen yok" dedi. İnşallah öyledir...

26 Oca 2009

26 Ocak 2009 Halkalı Güneş Tutulması

26 Ocak 2009 Halkalı Güneş Tutulması

DOĞA BİLGİSİ ESKİR Mİ?

"...Vergilius, Çiftçilik Sanatı'nda ayrıca, doğal olaylarla ilgili görüşlerini belirtirken, zengin bir Roma folkloru bilgisi de aktarmış olur. Bilgileri eskimiş olsa da, İ.Ö. 30 yılında yazılmış bu kitap, doğa tutkunlarını heyecanlandırmayı bugün bile başarabilmektedir."

Vergilius; "Çiftçilik Sanatı"nın çevirmeni böyle diyor... Heyecanlananlardan biri de biziz anlaşılan. Ama asıl şimdi daha çok heyecanlandım ben... O da "doğa bilgisinin eskimesi" olgusu... Bilgi eskir de doğa bilgisi eskir mi? Eskiyen doğa hakkında bildiklerimiz mi?

"...Şüphecilik antikçağda bitmiyor. Günümüze gelinceye kadar onun
çeşitli biçimlerine rastlayacağız. Özellikle Descartes, Hume, Kant,
Comte gibi ünlü düşünürlerin şüphecilikleri bizi şaşkına çevirecek.
Hele rönesans şüpheciliğini ibretle izleyeceğiz. Bütün bu
şüpheciliklerde ortak olan iki büyük yanılgı (hata)'dır: İlk
yanılgıları nesnel gerçekliğe yanlış bir anlam vermeleri ve onu son
(değişmez, başkaca hiçbir bilgiyi gerektirmez) bilgi saymalarıdır.
Oysa böyle bir bilgi yoktur. Bilgi süreci de, kendisinden yansıdığı
evrensel yaşam gibi, sonsuzdur ve sürekli olarak gelişmektedir.
Sonsuza kadar da gelişmeye devam edecektir. Bilgiye son çekmek,
sonsuza son çekmek demektir ki olanaksızdır. Evrensel gelişme nasıl
sonsuzsa, onun bilgisi de elbette sonsuz olacaktır. Belli bir yere bir
zamanlar yirmi saatte giden tren teknik gelişme sonucu bugün dört
saatte gitmektedir. Bir zamanlar trenin o belli yere yirmi saatte
gittiği nasıl kesin (saltık) ve doğru bir bilgiyse bugün dört saatte
gittiği de öylece kesin ve doğru bir bilgidir. Her ikisinden de
şüphelenilemez. Yarın bu süre belki de çok daha kısa bir zamana
inecektir. Bilgi bu anlamda görelidir ama, tarihsel olarak (eşdeyişle,
bilgi sürecinin belli aşamalarına tekabül eden belli tarihlerde) kesin
ve saltıktır. Her göreli bilgi saltıklığını da birlikte taşır..."

"DÜŞÜNCE TARİHİ"- Orhan Hançerlioğlu, Altıncı Basım: Eylül 1995, Remzi Kitapevi.

25 Kas 2008

"Internet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır"!

Internet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır kitabi yayında!

Cyber-Rights.Org.TR » Internet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır: İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır: Türkiye’de İnternet İçerik Düzenlemesi ve Sansüre İlişkin Eleştirel Bir Değerlendirme

Dr. Yaman AKDENİZ & Dr. Kerem ALTIPARMAK

28 Eyl 2008

GÜNCELİN 11 YIL ÖNCESİNDEN...

"Oysa ülkenin küçümsenemeyecek bölümü için modern ve Batılı hayat tarzı, artık ihtirasla savunulacak bir insani çizgiyi ifade etmektedir...
...İşte Refah bunu anlamadığı için, yüzde 21 oyla, bu hayati tehdit olarak algılanabilecek adımları atmaya cüret etmiştir.
75 yıllık o sosyal kontratı bozma girişiminde bulunmuştur.
O yüzden, kendisi siyasal İslam'ın radikal mevzilerine dönerken, kendilerini savunabilecek birçok aydını da eski jakoben çizgiye itmiştir.
Bunun adı kopmadır ve Türkiye' nin bugünkü durumu budur."

Bu alıntı Ertuğrul Özkök'ten. 11 Ekim 1997'de yazmış...

3 Eyl 2008

AĞ HAYATIMIZDA İYİ BİR ŞEY OLDU!

Tekelin bu kadarı da fazla belki ama, adamlar "uçan bir tarayıcı" yapıp sundular işte:
http://www.google.com/chrome
Dün gece yarısından bu yana kullanmaktayız...
En sevimli yanı ise bir çökme yaşandığında neyin çöktüğünü haber vermesi!
-Özellikle geleneksel medya sitelerindeki!- "şok-dalgalı flash" içeriklere Firefox ya da IE ile bakılırken tıklandığında rastlanan ekran çökme mesajının ardından çıkan mesajlar burada da çıkıyor, ama hiç değilse ardından "şu çöktü" diyor ve tüm ekranları kapayıp tekrar başlamak zorunda kalmıyorsunuz bu "Kromlu Google"da...

+++Dahası; GOOGLE ya da hangi arama motoruna alışkınsanız, bunu adres çubuğunuzla birleştirebiliyorsunuz. Böylece "sık kullanılan yer imleri" filan gibi nedenlerle tarayıcınızın alanını doldurmak zorunda kalmıyorsunuz. Ferah ve geniş bir ekran...  
Bir de web tabanlı olmayan posta yazılımı versiyonu çıkarırlarsa işte o zaman bize de şapka çıkarmaktan başka ne kalacak?

16 Tem 2008

BİR SEVGİLİ HOCAMIZI DAHA YİTİRDİK: Prof. Dr. Çetin ÖZEK

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Çetin Özek...
Yarın (17 Temmuz 2008) onu uğurluyoruz...

25 Haz 2008

Kene konusunda ...

KENE ISIRMASI – KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ HASTALIĞI ve KUŞLAR

Haziran 2008

Ülkemizde üç yıldan beri özellikle İç Anadolu’nun kuzey bölgesi kırsalında görülen ve kene ısırması sonunda ölümlere yol açan bu hastalıktan korunmanın en etkili yöntemi hastalık nedenini ortadan kaldırmaktır. Mücadelenin, kırsal kesimde çevreyi ilaçlamaktan geçtiğini ileri süren ve amaçları sadece çevreyi kirleterek para kazanmak olan ve düşüncelerinin bilinçli mi yoksa bilinçsizcesine mi olduğu kestirilemeyen kişilerin eline bırakılması kadar acizane bir çözüm olamaz. Bu konuda İstanbul Veteriner Hekimler Odası da bir bildiri yayınlamıştır.

Çevrenin ilaçlanması sırasında faydalı faydasız, zararlı zararsız ve henüz işlevini tanımadığımız nice canlının yok edildiğini biliyoruz. Yokedilmeye çalışılanların ise yıllardır yapılan ilaçlamalardan istediğimiz ölçüde etkilenmediğini de görüyoruz. Sürdürülen mücadelelerin bir kısır döngü biçiminde yaşandığı bu ortamda nice canlının getireceği faydayı bilmeden yok etmek cinayettir. Çevreyi ilaçlama cinayetlerine bir son vermeden insanların sağlıklı yaşaması mümkün değildir.

Doğanın kendi içinde milyonlarca yılda ortaya koyduğu bir ekoloji gerçeği varken ve bu gerçeği bilim yoluyla biraz aklı çalışan hemen herkesin öğrenebildiğini bilmemize rağmen hâlâ gözümüzün önünde olan bu ekolojik mücadeleyi düşünmemiş olmamız hayret verici bir durum. Söz konusu hastalığın ülkemizde görülmeye başladığı üç yıl öncesinde korumacıların dile getirdiği “kuş avcılığı yasağı” keneyle yapılacak en etkili mücadele biçimidir. İki hafta önce basında özel olarak yetiştirilen sülünlerin doğaya salındığı ve bu kuşların besin çeşitlerinin arasında kenenin de bulunduğu belirtilmişti. Bıldırcın, sülün, keklik, bağırtlak, güvercin, üveyik gibi orta büyüklükteki kuşlarla, kuyrukkakan türleri, örümcekkuşu türleri, taşkuşu türleri, kızılkuyruk türleriyle ismini saymadığım nice kuş türü kene ve benzeri böcek, sinek, örümcekler ve bunların yumurtaları, larvalarıyla beslenirler. A.Ü. Fen Fak. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barbaros Çetin de aynı bilgiyi desteklemektedir. (Bak: 6.6.08 Hürriyet Gazetesi) Dağı taşı ilaçlayarak bu kuş türlerini de kelaynaklar gibi yok edersek, daha çok kene ısırığı kurbanını toprağa verirken milyonlarca lirayla da kendimizi zehirleriz.

Yukarıda sayılan kuş türlerinin her türlü avcılığının derhal ve kesin biçimde yasaklanması en ucuz ve sağlıklı önlemdir. Bu önlemle birlikte önce hastalığın en yoğun olduğu bölgeden başlayarak vatandaşları korunma konusunda tek tek aydınlatmak gerekmektedir ki kanımızca kamu hâlâ kene ısırdığında ne yapacağı konusunda bir bilgi karmaşası içindedir.

Kuş avcılığının sona erdirilmesi kararını alacak bir Çevre ve Orman Bakanlığı bu kararıyla ülke tarihine geçecek bir etkinliğe imza atmış olacaktır. Ayrıca söz konusu hastalığın sadece ülkemizde değil komşu ülkelerde ve kıtalarda yaşayanlara bulaşmasını da kısmen engelleyerek tüm insanlığa hizmet etmenin şerefine ulaşacaktır.

Asaf Ertan

Doğa Gözcüleri Derneği kurucu üyesi

9 Nis 2008

HATTUŞA'DAN...







Çorum, Yazılıkaya- 12 Savaşçı...


Tarihi Kentler Birliği, Çorum Semineri vesilesiyle tekrar ziyaret edildiler...


-Yıllar önce gelip, onların "kalıbını alan" ve kullandığı malzemenin taşlara zarar verdiğinin sonradan anlaşılması üzere alana sokulması yasaklanan bir Avrupalı "profesör"ün, "jandarma eşliğinde" de olsa tekrar buralarda dolaşabildiğini öğrendik...-

Bu arada Çorum harika bir müzeye kavuşmuş. Yanısıra bir çok lüks otele de...


Bir başka Hattuşa'lı: Metin Hoca

Prof. Dr. Metin Sözen, kendi doğduğu topraklarda çocuklar kadar neşeli ve mutlu idi...
Ayrılacağımıza yakın, akrabalarının getirdiği "şecere" herkesin ilgi odağı oldu:

20 Mar 2008

"KATLANILAN TANIKLIK: IRAK SAVAŞININ 5 YILI"

Ayperi Ecer Karabuda (Reuters VP ve bu projenin müellifi) yollamış...
Reuters muhabir, fotoğrafçı ve kameramanlarından 100 kişilik bir kadronun Irak savaşı ile ilgili saptamaları... 7'si Reuters'dan olmak üzere 127 gazetecinin de ölümüne sebep olan "savaş"a katlanılan tanıklık...

Tıklayın: http://iraq.reuters.com/

Through five years of war, a team of 100 Reuters correspondents, photographers, cameramen and support staff has strived to deliver news to the world from Iraq – the most dangerous country for the press. These are their personal stories, bearing witness through half a decade of conflict which has taken the lives of 127 journalists, including seven Reuters colleagues.
Visit: http://iraq.reuters.com/

23 Oca 2008

BELGE-TÜRK

Keşke bizim rahmetli Tuncer Üney de bu gelişmeyi görseydi...
İvHP web-kütüğünde ve E-Yaşam'da hep yazageldiği gibi...

21 Oca 2008

METİN SÖZEN'E KÜLTÜR BÜYÜK ÖDÜLÜ ve ANKARA

ANKARA, ANKARA, GÜZEL ANKARA!
Küçükken bu şarkıyı söylerdik Ankara'da ama aslında aklımız İstanbul'daydı hep! Geçen hafta Metin Hoca'nın "Büyük Ödül"ü, gözümüzde Ankara'yı daha bir güzelleştirdi sanki...
18 Ocak 2008, Cumartesi sabahı Ankara'ya doğru yola düzüldük. Sevgili Hocamız ödülünü aldı ve aldığı ödüle karşılık bir dolu işe yarar mesaj verdi.
Dedi ki konuşması sırasında bir ara:
"...Ayrıca ben Cumhurbaşkan'ımızın, gittiği ülkelerdeki devlet büyüklerinin, yöneticilerin elini sıkarken biraz acıtmasını diliyorum! Çünkü bu ülkenin uygarlık ülkesi, bunların uygarlık kaynağı, akıllarının ve düşüncelerinin üretildiği toprakların cumhurbaşkanı olarak, O'nun nezaketle sıktığı o eller acıdığı zaman, 'Bu gelen o toprakların cumhurbaşkanıdır' hissinin uyandırılması önemlidir..."

Dönüşte o otobüste yoktu! Çünkü Çorum'a doğru yol almaktaydı. "ÖDÜL" ise otobüste bizimleydi:


Ödülün tasarımını yapan Metin Keskin, şöyle açıkladı:

Taban üzerinden yükselen dört kristal sütun (kamu, yerel, özel, sivil kesimlerin simgeleri) Anadolu kültür mirasını simgeleyen küreyi taşıyor. Kürenin üzerinde ise Selçuklu dış bezeme figürleri var...

27 Ara 2007

83 YIL ÖNCEDEN GÖRÜLEN ÖNKOŞUL: "YÜKSEK KARAKTERLİ KORUYUCULAR"

Cumhuriyet, düşüncesi hür, anlayışı hür, vicdanı hür nesiller ister.
Ey yükselen yeni nesil!
İstikbal sizindir.
Cumhuriyeti biz kurduk, onu devam ettirecek sizlersiniz.
Cumhuriyet düşüncede, bilgide, sağlıkta güçlü ve yüksek karakterli koruyucular ister.
Cumhuriyet, demokratik idarenin tam ve mükemmel bir ifadesidir. Bu rejim, halkın gelişimini ve yükselişini sağlayan, onlardan esirlik, soysuzluk, dalkavukluk hislerini uzaklaştıran bir yoldur.
Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur.
Cumhuriyet, fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz.
Cumhuriyet fazilettir.

K. Atatürk
Ankara, 1925

2008'de o "yüksek karakterli koruyucuların" çoğalması dileği...