Yapmak, yararlanmak bir tarafa da güzel şeyleri sadece görmek bile güzel...
Akıl, estetik, olumlu duygular, gezegene saygı, bilim, kültür, dürüstlük... Bunların hepsi bir araya gelip ortaya bir ürün çıkarıyor, siz de ona bakıp hayata biraz daha olumlu bakabiliyorsunuz...
Bu yüzden elimde bitirilmesi gereken bir çalışma olduğu halde, demin Phadion'dan gelen bir e.bültenden takılıp peşine düştüğüm bir kent tarımı projesi hakkında şuraya not düşmeden geçemedim:
Kent Tarımı ve Müzik, Parizyen Mimari Eliyle Birleştirildiğinde...
Kişisel blog: 2002'den bu yana kültürel koruma, Internet hukuku ve "hayata" dair saptamalar, paylaşımlar...
Tansuğ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tansuğ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Ara 2012
GÜZEL İŞLERİ GÖRMEK BİLE GÜZEL!
Etiketler:
kent tarımı,
Pembe Domates Ağı,
Phadion,
SOA,
Tansuğ
30 Ağu 2012
DEĞERLİ BİR DOSTU KAYBETMEK...
Yurtsan Atakan...
O kadar üzgünüm ki...
Şu anda yalnızca şu bağlantıyı buraya koyabileceğim:
http://bilgicagininhukuku.blogspot.com/2012/08/yurtsan-atakanin-ardindan-sesler-ve.html
O kadar üzgünüm ki...
Şu anda yalnızca şu bağlantıyı buraya koyabileceğim:
http://bilgicagininhukuku.blogspot.com/2012/08/yurtsan-atakanin-ardindan-sesler-ve.html
19 Ağu 2012
"PATLICAN"A DEVAM!
Aşağıdaki yazıda patlıcandan yola çıkıp nerelere gitmişim...
Hazır patlıcan demişken elime geçen başka bir patlıcan yazısını buraya koymak istedim... Bunun "Domates" ile ilgili bölümü, Evde Pembe Domates blogumuzda!
Kayınvalideye armağan edileceği için önceden elden geçirilen bir Refik Halid Karay kitabından!
Refik Halid Karay'ın bu yazısından ve genel olarak "lezzet"e yaklaşımından sözeden Ahmet Örs'ün şu lezzetli yazısına da buradan bağlantı vermeden geçilmez elbette!

Hazır patlıcan demişken elime geçen başka bir patlıcan yazısını buraya koymak istedim... Bunun "Domates" ile ilgili bölümü, Evde Pembe Domates blogumuzda!
Kayınvalideye armağan edileceği için önceden elden geçirilen bir Refik Halid Karay kitabından!
Refik Halid Karay'ın bu yazısından ve genel olarak "lezzet"e yaklaşımından sözeden Ahmet Örs'ün şu lezzetli yazısına da buradan bağlantı vermeden geçilmez elbette!
Etiketler:
Ahmet Örs,
erkek patlıcan,
Pembe Domates Ağı,
Refik Halid Karay,
Tansuğ,
yaz sebzeleri
24 Tem 2012
"KIRMIZI TABAN BENİM İMZAMDIR" DAVASI!
| Louboutin... |
O da epeydir onlar aleyhine davalar açıp, "tabandaki kırmızı renk benimdir, o benim imzamdır" der durur kısaca...
İşte onlardan birini daha, Fransa'da Yo Yo tipini taklit ettiği gerekçesi ile Zara aleyhine açtığı bir davayı kaybetti. Üstüne üstlük Zara'ya 3.600 dolar mahkeme masrafı da ödeyecek...
| YSL |
Küçükken benim gibi "bir büyüsem de hep topuklu pabuç giysem" diyen sonra da rahatlıktan bir türlü vazgeçemeyenler aklıma geldi şimdi... Seyretmesi daha güzel!
Bu arada İngiltere'de kadınlar kırmızı boya ile kendi Loubotin'lerini kendileri yapmaya başlamışlar!
- Kararın devamı şu kaynakta: Venable / Lexology
- France
- July 16 2012
Author page »Author page »
In May, high-end French footwear designer Christian Louboutin suffered yet another loss in its ongoing legal battle over its iconic red-soled shoes. On May 30, 2012, the Cour de Cassation—the highest French court of appeals—determined there was no risk of consumer confusion between a red peep-toe platform heel with red soles sold by Spanish fashion retailer Zara and Louboutin’s own “Yo Yo” design, a nude peep-toe platform heel with his signature red soles. In denying Louboutin’s claims, the court found Louboutin’s French trademark specifications (the description of the mark) to be too vague, noting the absence of a specific Pantone color reference in the trademark. Further, in ruling against Louboutin, the court ordered him to pay approximately $3,600 in litigation costs to Zara France, pursuant to Article 700 of the Noveaue Code de Procedure Civile....
Etiketler:
el yapımı ayakkabı,
fikri mülkiyet hakları,
kırmızı taban,
Louboutin,
Tansuğ,
tasarım,
Zara
17 Tem 2012
İLHAN MİMAROĞLU'NU YİTİRDİK...
"One thing I learned at Law School was that I would obey only laws I could have made myself.
This applies to my music, too."
"Hukuk Fakültesi'nde öğrendiğim tek şey, yalnızca kendim için yaptığım kanunlara itaat edebileceğim idi. Bu, müziğim için de geçerlidir."
İlhan Mimaroğlu
Kaynak: Light Millennium.org
Kimdi, neden önemliydi? WebdeKulturSanat'a koydum onları da.
Bizim için onun hayat arkadaşı Güngör Mimaroğlu da çok önemli. Mehmet'in yeni dünyada yapmak istediği ek eğitim için yaptığı yardımlar unutulamaz. Acını içten paylaşıyoruz Güngör Abla...
This applies to my music, too.
Kimdi, neden önemliydi? WebdeKulturSanat'a koydum onları da.
Bizim için onun hayat arkadaşı Güngör Mimaroğlu da çok önemli. Mehmet'in yeni dünyada yapmak istediği ek eğitim için yaptığı yardımlar unutulamaz. Acını içten paylaşıyoruz Güngör Abla...
19 Haz 2012
AÇIK RADYO'DA SEVDİĞİM BİR PROGRAM: "KOKU" ile ilintili olarak...
Atölye "Kokucuk"
Söyleşi - CazKolik
Program FB sayfası- Koku
Vedat Ozan diğer sayfalar: (Fotoğraf) Tenezzül - PAtPatPat - Paris Burada Helen Nerede?
iTunes / Podcast'te Açık Radyo'daki "Koku"lar
Söyleşi - CazKolik
Program FB sayfası- Koku
Vedat Ozan diğer sayfalar: (Fotoğraf) Tenezzül - PAtPatPat - Paris Burada Helen Nerede?
iTunes / Podcast'te Açık Radyo'daki "Koku"lar
Etiketler:
Açık Radyo,
Ahmet Erözenci,
Fotoğraf,
Koku,
koku atelyesi,
Radyo Cazkolik,
Tansuğ,
Vedat Ozan
4 Haz 2012
DOCUMENTARIST SAYESİNDE...
Bugün Mehmet ile DOCUMENTARIST 2012 sayesinde Beyoğlu'nda hiç farketmediğimiz bir yer keşfettik: "Aynalı Geçit"in üst katı!
Festival programında "Aynalı Geçit Etkinlik Mekanı" olarak belirtilen yeri (onların etkinlik haritasında "Akbank Sanat'dan sonra sağdaki ilk sokak içi") önce saf saf aradık. Sonra bizim kırk yıllık "Aynalı Pasaj" ile aynı yer olabileceğini düşünüp oraya yöneldik. Gerçekten de pasaj girişinde erikli posteri gördük ve "Geçit" ile "Pasaj" arasındaki ilişkiyi farkedemediğimiz için kendimize çok güldük. İyi de film nerede gösterilecekti? Meğerse pasajın üst katında harika bir sinema salonu ve çok düzgün bir de "kafe" varmış! Üstüne üstlük burası 2009 yılından beri bir sürü önemli etkinliğe ev sahipliği yapmış da biz uyuyormuşuz! Kendimizi çok ayıpladık...
Oraya çıkınca da turistler gibi resim çekme ihtiyacı doğdu tabii... Buna da güldük!
Birer çay, sonra muhteşem iki belgesel... Ama girip çıkarken o "üst kata" hemen altındaki Çiçek Pasajı'ndan buram buram yükselen kokular, oradan çıkar çıkmaz kapağı kokuların kaynağına atmak için yeterliydi...
Bugün Çiçek Pasajı hiç olmadığı kadar cıvıl cıvıl, hiç olmadığı kadar neşeli bir o kadar da gürültülü idi. Önce "Aaa burayı turistler basmış" dedik. Sonra bir de baktık ki onlar turist murist değil, halis muhlis "Mekteb-i Sultani" taifesi imiş. Galatasaray Lisesi'nin bugünkü "Pilav"ından çıktıktan sonra geleneği bozmayıp, oraya koşanlar! Bize yakın bir grup 139 uncu, az ötedekiler ise 133 üncü dönemdendi. (Orada olmayan 127'li kızımızla aralarındaki yaş farkını filan hesapladık.) Arada da her yaştan, her dönemden ağabey ve ablalar...Solumuzdaki masada bir grup sinema oyuncusu ile GS'lı Candan Erçetin'i farkettik neden sonra. Bileğine sarı-kırmızı fay kurdeleler takmış bir kadın onların resmini çekti. Zaten "turistler" de herkesin ve bu arada onların resmini çekip duruyordu. Ama sarı-kırmızı kurdeleli kadın resim çekmeden önce doğru mesafe ve doğru ayar için o kadar uzun süre uğraştı ki sonunda bu Candan Erçetin'in dikkatini çekti ve Erçetin resminin çekilmek istenmesine olumsuz tepki gösterdi. Niyeyse? Önce yanındakilerin arkasına saklandı, o sırada diğerleri kadına "çekme, çekme" filan dediler, ama resim çekildi gene de.
Biz de bir saat önce izlediğimiz "Privé"nin de etkisiyle bu tepkinin haklılığını tartışıverdik. Bence Candan Hanım haksızdı. Bütün ülkelerde yerleşik hukuklar "kamuya malolmuş" insanların, genel geçer literatürde de "celebrity"lerin kişisel alanlarının sınırları birazcık "dar" olduğunu söyler! Zaten oturduğu masa da yol üstü (kamuya açık) idi.
Neyse... Galatasaraylılar çoştukça coştu. Grup t-shirtleri giyilmişti zaten, grup resimleri çekildi. Şarkılar söylendi. Biralar rakılar içildi. Sonra da kibarca yokoldular...
Gene Documentarist sayesinde Akbank Sanat'ın 4. katındaki "kafe"yi de -ki bugüne kadar fark etmemiştik- bugün keşfedip mutlu olduk. Oradan Taksim'e farklı bakışlar attık...
Dönüş yolunda Documentarist'in Taksim Gezi'deki halka açık etkinliği için hazırlanan perde, önünde çimenlere yayılmış belgesel-severler, onları seyreden diğerleri ve bunların ne olup ne olmadığına pek de aldırmayan "öteki"leri de biz çektik!
İstanbul, hala ne güzelsin. Bütün güzel büyük şehirler gibi insana sürprizler yapıp duruyorsun. Seni kendi bildikleri gibi değiştirmek isteyenlerden korunman için ne yapılsa az...
Meraklı ziyaretçiye not:
a) "Documentarist 2012" hakkında izlenimler Web'de Kültür Sanat'ta.
b) Akbank Sanat'taki sergiler hakkındakiler de şurada!
Festival programında "Aynalı Geçit Etkinlik Mekanı" olarak belirtilen yeri (onların etkinlik haritasında "Akbank Sanat'dan sonra sağdaki ilk sokak içi") önce saf saf aradık. Sonra bizim kırk yıllık "Aynalı Pasaj" ile aynı yer olabileceğini düşünüp oraya yöneldik. Gerçekten de pasaj girişinde erikli posteri gördük ve "Geçit" ile "Pasaj" arasındaki ilişkiyi farkedemediğimiz için kendimize çok güldük. İyi de film nerede gösterilecekti? Meğerse pasajın üst katında harika bir sinema salonu ve çok düzgün bir de "kafe" varmış! Üstüne üstlük burası 2009 yılından beri bir sürü önemli etkinliğe ev sahipliği yapmış da biz uyuyormuşuz! Kendimizi çok ayıpladık...
Oraya çıkınca da turistler gibi resim çekme ihtiyacı doğdu tabii... Buna da güldük!
Birer çay, sonra muhteşem iki belgesel... Ama girip çıkarken o "üst kata" hemen altındaki Çiçek Pasajı'ndan buram buram yükselen kokular, oradan çıkar çıkmaz kapağı kokuların kaynağına atmak için yeterliydi...
Bugün Çiçek Pasajı hiç olmadığı kadar cıvıl cıvıl, hiç olmadığı kadar neşeli bir o kadar da gürültülü idi. Önce "Aaa burayı turistler basmış" dedik. Sonra bir de baktık ki onlar turist murist değil, halis muhlis "Mekteb-i Sultani" taifesi imiş. Galatasaray Lisesi'nin bugünkü "Pilav"ından çıktıktan sonra geleneği bozmayıp, oraya koşanlar! Bize yakın bir grup 139 uncu, az ötedekiler ise 133 üncü dönemdendi. (Orada olmayan 127'li kızımızla aralarındaki yaş farkını filan hesapladık.) Arada da her yaştan, her dönemden ağabey ve ablalar...Solumuzdaki masada bir grup sinema oyuncusu ile GS'lı Candan Erçetin'i farkettik neden sonra. Bileğine sarı-kırmızı fay kurdeleler takmış bir kadın onların resmini çekti. Zaten "turistler" de herkesin ve bu arada onların resmini çekip duruyordu. Ama sarı-kırmızı kurdeleli kadın resim çekmeden önce doğru mesafe ve doğru ayar için o kadar uzun süre uğraştı ki sonunda bu Candan Erçetin'in dikkatini çekti ve Erçetin resminin çekilmek istenmesine olumsuz tepki gösterdi. Niyeyse? Önce yanındakilerin arkasına saklandı, o sırada diğerleri kadına "çekme, çekme" filan dediler, ama resim çekildi gene de.
![]() |
| Sol alt köşede tanıdık bir şahsiyet! |
Biz de bir saat önce izlediğimiz "Privé"nin de etkisiyle bu tepkinin haklılığını tartışıverdik. Bence Candan Hanım haksızdı. Bütün ülkelerde yerleşik hukuklar "kamuya malolmuş" insanların, genel geçer literatürde de "celebrity"lerin kişisel alanlarının sınırları birazcık "dar" olduğunu söyler! Zaten oturduğu masa da yol üstü (kamuya açık) idi.
Neyse... Galatasaraylılar çoştukça coştu. Grup t-shirtleri giyilmişti zaten, grup resimleri çekildi. Şarkılar söylendi. Biralar rakılar içildi. Sonra da kibarca yokoldular...
Gene Documentarist sayesinde Akbank Sanat'ın 4. katındaki "kafe"yi de -ki bugüne kadar fark etmemiştik- bugün keşfedip mutlu olduk. Oradan Taksim'e farklı bakışlar attık...
Dönüş yolunda Documentarist'in Taksim Gezi'deki halka açık etkinliği için hazırlanan perde, önünde çimenlere yayılmış belgesel-severler, onları seyreden diğerleri ve bunların ne olup ne olmadığına pek de aldırmayan "öteki"leri de biz çektik!
İstanbul, hala ne güzelsin. Bütün güzel büyük şehirler gibi insana sürprizler yapıp duruyorsun. Seni kendi bildikleri gibi değiştirmek isteyenlerden korunman için ne yapılsa az...
Meraklı ziyaretçiye not:
a) "Documentarist 2012" hakkında izlenimler Web'de Kültür Sanat'ta.
b) Akbank Sanat'taki sergiler hakkındakiler de şurada!
Etiketler:
Aynalı Geçit,
Belgesel,
Beyoğlu,
Bilişim Hukuku,
Çiçek Pasajı,
Documentarist 2012,
Galatasaray Lisesi,
Mahremiyet,
Mehmet Ata Tansuğ,
Mekteb-i Sultani,
Taksim,
Taksim Gezi Parkı,
Tansuğ
21 May 2012
"HEPİMİZ TAN'IZ"!
Bu akşam Tan Oral'ın 75. yaşgünü sürpriz bir parti ile yakın dostları tarafından, Giritli İstanbul bahçesinde kutlandı... Piyale Madra'dan gelen öneri üzerine Tan Oral'ın kendi çizimi bir Tan portresinden çoğaltılan maskeler hazırlandı, gelenlere dağıtıldı... Saat tam 18.00'de herkesin orada olması için önceden haberleşilmiş idi. Saat 18.00'de hemen herkes oradaydı. Bülent Erkmen, Kamil Masaracı, Ersen Gürsel, Yurdaer Altıntaş, Bilge Demirkazan, Rona Aybay, Safiye ve Yücel Yaman, doktoru Oryal Gökdemir, Piyale Madra, İzel Rozental, Nilgün Uysal, Ercan- Şadan Akyol, yeğeni Başak Çizgen, Betül Değirmenci, Berivan Değirmenci... ve diğer dostları...
| İZel Rozental ve Piyale Madra |
| Piyale, Kamil Masaracı |
| Yurdaer Altıntaş ve Bülent Erkmen... |
| Çizerler masası |
![]() |
| Maskeleri hazırlayan Yeşim |
19.00'a doğru Tan, eşi Elif Aydoğdu ve Cemal-Meral Erez bahçeye geldiğinde, herkes Tan maskelerini takmış, hazır bekliyordu...
Tan çok mutlu oldu, dostları da öyle... Kutlamanın sonuna doğru pasta yerine üzerinden ışıklar fışkıran Giritli spesiyalitesi; dondurmalı Bodrum lokması paylaşıldı...
Elif de herkese gecenin anısına üzerine Tan'ın kedilerinden birinin işli olduğu keten peçeteler verdi...
Çok Yaşa Tan!
| Tan geliyor! |
| Yurdaer Altıntaş, Tan, Elif... |
| Bülent Erkmen, Cemal ve Meral Erez |
| Tan, Yücel Yaman, Ümit Kardaş |
| Tan için tek nüsha olarak hazırlanan özel maske |
| Tan ve Ersen Gürsel |
| Safiye Yaman ve Mehmet Ata Tansuğ |
| Yücel Yaman, Ümit Kardaş |
| Mehmet Ata Tansuğ, Ersen Gürsel, Avniye Tansuğ, Yücel Yaman |
| Mehmet Ata Tansuğ, Ersen Gürsel |
| "Pasta" geliyor, maskeler tekrar takılıyor! |
| Bilge Demirkazan |
![]() |
| Piyoş! |
| Elif Aydoğdu, Ercan Akyol, Tan Oral |
![]() |
| Tan ve Yasemin... |
| Elif Aydoğdu Oral, Tan Oral |
| Başak Çizgen'in tatlı kızı Yasemin, tadıyor... |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

























