Açık Radyo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Açık Radyo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağu 2013

SU HAKKI ve TARİHİ ÇEŞME KAMPANYASI

Önümüzdeki hafta Salı günü Açık Radyo'daki kardeş programlardan "Su Hakkı"nda, Nuran Yüce ve Akgün İlhan ile İstanbul çeşmeleri ve "Tarihi İstanbul Çeşmeleri Kurtarılmalıdır" Kampanyası hakkında konuşacağız... 

17 Haz 2013

AKIL ALMAZ GÜNLER... ve NERUDALI BİR YAYIN


24 Haziran 2013 Pzt. Canlı Yayın Konuğu: KEREM ALTIPARMAK



24 Haziran 2013, Pazartesi sabahı, 10.30-11.00 Bilgi Çağının Hukuku programında canlı yayınla Ankara Üniversitesi'nden Doç. Dr. Kerem Altıparmak'a telefonla bağlanıp son zamanlarda gündemde olan sosyal medya ve yasal düzenlemeler konusundaki görüşlerini ve henüz döndüğü Brüksel'de yapılan "The Speak Up! 2" Freedom of Expression and Media in the West Balkans and Turkey" başlıklı toplantıda neler olup bittiğini sorduk.

Program arasında Şili'li bir dost, Dr. Carmen Velasco'nun yolladığı parçayı çalıp şu günlerde iyice ufalan dünyada biz de Türkiye'den, Açık Radyo'dan Şili'ye, Brezilya'ya, dünyaya bir selam yolladık!

Pablo Neruda'nın "Alturas de Macchu Pichu"; "Macchu Pichu'nun Doruklarından..." şiirini besteleyen ve albümlerine de aynı adı veren Şili'li grup Los Jaivas, "Sube a nacer conmigo hermano"; "Benimle Gel Kardeşim" diyordu!

(Ayrıntısı burada. Videosu da yukarıda!)


17 Haziran 2013 Pazartesi: AÇIK RADYO GEZİ ÖZEL YAYINI!

Murat Lostar ile niyetimiz bugün Şebnem Ahi, Aslı Tunç ve Vedat Gürer ile daha önce kaydettiğimiz
programlardan birini yayına almaktı... Ama 15 Haziran'dan beri yaşananlardan sonra bunu yapamazdık.
Bu yüzden, bugün Bilgi Çağının Hukuku'nun yayın saati olan 10.30-11.00 arasında da Ömer Madra ve
Can Tombil'in "Açık Gazete" ve devamında üç gündür neredeyse "non-stop"yapageldikleri Gezi PArkı
Özel Yayını yer alacak...
Bkz: Açık Radyo, "Gezi Parkı Günlüğü"

5 Eki 2012

"DEFENDING BIG DATA" / KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA

Kişisel alanın giderek yokolduğu, insanların birer "şeffaf veri nesnesi" haline geldiği günümüzde asıl sorunlardan biri de saklı tutamadığımız kişisel bilgilerin kimler tarafından nasıl kullanıldığı elbette. Bir "Big Data"dır gidiyor. Kimilerinin "veri bombardımanı", kimilerinin de "en önemli sermaye", kimi devletlerin de dünyanın asayişini kontrol altında tutmak için "elzem malzeme" olarak gördüğü, akla zarar hacimde bir o kadar da ucuza depolanabilen, viral yolla kümüle olan, çok çeşitli ve doğruluğu belirsiz sayısal veri yığını... Son zamanlarda bunun korunması ve nasıl kullanılabileceği konusu gene öne çıktı. Asil ya da menfur amaçlarla kullanıldığı çok iyi bilindiği için olsa gerek...

Ama pragmatik Amerikan iş dünyası bu konuya hayli kaygısız yaklaşıyor. "Bizim profilimizin çıkarılmasına engel olacak hiçbir yasal düzenleme yok ki zaten" diyen Charles Duhigg gibi tıpkı. Aslında bir New York Times muhabiri olan Duhigg, "The Power of Habit" ("Alışkanlığın Gücü")  başlıklı kitabında alışkanlıklarımızı nasıl değiştirebileceğimizin ipuçlarını verirken bu gibi insan davranışlarının iş dünyası için nasıl önemli veriler oluşturduğuna da dikkat çekiyor.

Bu kitabından bir uyarlama biçiminde gene NYT'da yazdığı "How Companies Learn Your Secrets" ("Şirketler sizin sırlanızı nasıl öğrenir?")  başlıklı makalesinde ise değişen alışveriş alışkanlıklarıyla ne gibi kişisel bilgilerin "açık edilebileceğini" ve bunların ticaret/iş dünyası tarafından nasıl öğrenilip kullanılacağına, satışları nasıl artırabileceğine dair "başarı öyküleri" anlatıyor. (*)

"Law Technology News" dergisinin Ekim 2012 dijital versiyonunda ise bu konu (Defending Big Data) ve Duhigg'in kitabı "Ayın Konusu" olarak ele alınmış... (Sonuncuyu görmek için bu yayına çevrimiçi abone olunması gerekiyor!)

-Bugün Açık Radyo'daki "Bilgi Çağının Hukuku" programında, yılların bilgi teknolojileri uzmanı Sinan Oymacı konuğum olacak. Onunla yeni projesi "Kurumsal İçerik Yönetimi" hakkında konuşacağız. Şirketlerin kendi bilgilerine doğru dürüst sahip çıkması ve onları iyi değerlendirmesi ve bu konunun hukuki boyutları hakkında kısacası. Bu sabah erkenden bu program için konu başlıkları hazırlarken rastladığım yukarıdaki içerik ile uzunca süre uğraşınca buraya da bir özet düşmeden geçemedim! "Big Data" konusuna gene devam edeceğim...-

(*) Şu video da bu konuyu hap haline getirmiş: How Companies Learn Your Secrets?



4 Ağu 2012

PATLICANIN ERKEĞİNDEN, TABAĞIMIZDAKİ HAYVANATA...

Bu Cumartesi sabahı rastladığım bir yemek sitesinde patlıcanın da dişisi ve erkeği olduğunu, erkek patlıcanın daha az çekirdekli olduğuna dikkat çekildiğini görünce şaşırıp kaldım...
Dibinde içeri doğru bir boşluk olanı erkek, olmayanı dişi!
Kaynak: LearnHowtoCook.com Pek güzel bir site!...

Her türlü ayrımcılığa karşıyız ya -değil miyiz yoksa? Biraz kanıma dokundu doğrusu.
Sen kalk, masum sebzelerde de cinsiyet ayrımcılığı yap...
Haydi kalkan balığında buna hep dikkat edilmesine alışkınız diyelim. Zaten eski bolluğu da olmadığı için sorun değil.
Ama alt tarafı patlıcan yahu... Çekirdeksizini alacağız diye bu saatten sonra patlıcanların dibine mi bakılacak şimdi?

Zaten sıra tüketime geldiğinde cinsiyet ayrımcılığı bir tarafa, ne doğaseverlik, ne hayvan dostluğu akla geliyor. Balıkların boyunu ölçüp duruyoruz ama onun da dibine indiğimizde daha lezzetlisini yiyebilmek için yetişkin hale gelmeleri ve nesillerini sürdürmelerine izin vermemiz gerçeği yatmıyor mu? Yatıyor...

Jonathan Safran Foer, -okuyabilecek miyim, henüz karar veremedim çünkü hele denizden çıkanlarından hiç vazgeçemeyebilirim- "Hayvan Yemek" kitabında işte bunları birer birer yüzümüze vuruyormuş...

"Neden kuzu eti yiyoruz da köpek eti yemiyoruz? 
Köpeklerini seven Fransızlar, bazen atlarını yer. 
Atlarını seven İspanyollar, bazen ineklerini yer. 
İneklerini seven Hintliler, bazen köpeklerini yer. 
Peki ya siz, hangi hayvanları seviyor, hangilerini yiyorsunuz?"

diyormuş Foer.

Yemek kültürü araştırmacısı, akademisyen, gezgin, yazar, radyocu, ürettiği herşey çok lezzetli arkadaşım Güzin Yalın da Açık Radyo'da yıllardır (her Cuma 14.00-14.30) büyük zevkle dinlenen "Mutfaktan, Tabaktan, Sokaktan" başlıklı sözel/müzikal programında dün tam bu konuya parmak basıyordu. (Yalın'ın kendi kurduğu "Ruhun Gıdası Kitaplar"ın yayınları arasında aynı başlıkla bir kitabı da var!)

"-Çekirge, böcek yiyenlere 'ııığğh' diyoruz ama biz de sakatat yiyoruz" diyerek son çıktığı Afrika gezisinden yemek örnekleri veren Yalın, bu programının kayıtlarını galiba "podcast" yapmıyor. Şimdi onu merak edenler olursa bari Cazkolik'te gezi yazıları, fotoğraflarıyla caz seçkilerini birleştirdiği "Mutfaktan ve Hayattan Caz Masalları" sayfasının adresini vereyim ve kaçayım! http://www.cazkolik.com/GuzinYalin

Mesele hangi hayvanı ne kıvamda yemek ya da yememek meselesi değil elbette...
Belki dişi patlıcanı da hiç yerinden kopartmamak mı?
Peki ya acaba bizim pembe domateslerin bu bağlamda durumu nedir?
Bilemiyorum...

Neyse işte, bu da böyle bir Cumartesi sabahı izi olsun...

9 Ara 2007

BÜLENT TANÖR...

Sevgili hocamız Prof. Dr. Bülent Tanör 28 Kasım 2002'de aramızdan ayrılmıştı... O gitmeden, hiçdeğil ise başındaki "çözülebilir" sıkıntılara bir nebze çare olabilir umuduyla bir çevrimiçi dilekçe de açmıştık... Ama işe yaramamıştı ne yazık...
Bu yıl Açık Radyo'da, "Bilgi Çağının Hukuku" programında Prof. Dr. Öget Öktem Tanör ile 2 özel söyleşi ve ardından Prof. Dr. Ülkü Azrak ile onun anısına düzenlenen toplantıya ilişkin yayın ile onu anmaya ve görüşlerini yaşatmaya çalıştık...

O'nu unutmamak ve unutturmamak şart...