2004 Nisan'ında yazmışım ÇEKÜL için...
Bianet de oradan almış...
Şimdi DuckDuckGo'da birşey ararken karşıma çıkıverdi...
https://bianet.org/bianet/siyaset/33023-kulturel-miras-mi-kulturel-varlik-mi
Ama... Asıl aradığım kültürel koruma ile ilgili olarak EUROPA NOSTRA'nın şu lafı idi: "Aklın bilmediğine yürek üzülemez!"
O da şimdiki Milliyet'in artık pembe köşelere çektiği eski Milliyet gazetesindeki "Webde Kültür Sanat" köşesi yazımdan çıktı:
http://www.milliyet.com.tr/pembenar/web-de-kultur-sanat-5314363
Hay allah...
Kişisel blog: 2002'den bu yana kültürel koruma, Internet hukuku ve "hayata" dair saptamalar, paylaşımlar...
kültürel koruma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kültürel koruma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Ara 2019
10 Eki 2015
KUZGUNCUK, KENT KÜLTÜRÜ TÜKETİCİLİĞİ
Cengiz Bektaş, hanidir Evrensel'de "Yaşama Kültürü" üst başlığı altında haftalık yazılar yazıyor... Kent, kent kültürü, kültürel kimlik, kültürel koruma konularında kendi süzülmüş bakış açısını kolayca özetleyiveren, kolay okunup, kolay anlaşılan, hazmının kolay olup olmadığını ise kolayca bilemeyeceğim güzel yazılar...
Mayıs 2015'deki bir yazısında Kuzguncuk'ta Bihrat Mavitan'ın atölyesine istenen ölçüsüz kira artışından da sözetmiş:
Tam da bu yazıların yazıldığı ilk bahar günlerinin birinde biz de Mehmet ile Kuzguncuk'a gitmiş ve gördüklerimize şaşırıp kalmıştık! Her sokakta, her köşede, her kesimden, her biçimde giyinip kuşanmış çiftler ve düğün fotoğrafçıları, adeta köşe kapmaca oynuyor! Kuzguncuk, bir fotoğraf-film seti ve bol "kafe", bol yeme-içme yerinden ibaret gibi görünüyordu...
"Eski Kuzguncuklu" zaten -Cengiz Bektaş'ın Kuzguncuk'a taşındığı yıllardan başlayarak- hızla kaybolmakta, yerini "yeni Kuzguncuklu"lara bırakmaktaydı. Şimdi onlar da yok gibiydi.
Bu yazıları okuduktan sonra şaşırmaya da hiç gerek kalmıyor işte...
Mayıs 2015'deki bir yazısında Kuzguncuk'ta Bihrat Mavitan'ın atölyesine istenen ölçüsüz kira artışından da sözetmiş:
...Bizim Kuzguncuğumuzdan (Kuzguncuk büyüklüğündeki bütün yerleşmelerden) önce marangozlar gitti. Yasaya göre belli büyüklükteki güçten artığını kullananlar orada kalamazlarmış.
Sonuçta şimdi biz artık en küçük marangozluk işimizi yaptıramıyoruz. Ufacık bir saçak onarımı için, ya da masanın ayağını çaktırabilmek için on-on beş km nasıl gidelim?
Sonuçta şimdi biz artık en küçük marangozluk işimizi yaptıramıyoruz. Ufacık bir saçak onarımı için, ya da masanın ayağını çaktırabilmek için on-on beş km nasıl gidelim?
Kısacası, benzin tutarı artınca taşınım tutarları artıyor. Taşınım tutarları artınca, bakkal-çakkal tutarları artıyor. İşyeri kiraları ödenemeyecek duruma geliyor. Kırk yıllık yerliler, kent çevresine, uzaklara taşınmak zorunda kalıyorlar.
(Tam bunları yazarken, kapı çalındı. Uzun süredir görmediğim bir Kuzguncuklu geldi. “Nerelerdesiniz?” diye sordum. Tam da yazdığım gibi uzaklara gittiğini söyledi, kira nedeniyle…)
Marangozlardan sonra küçük bakkallarımız kapandı birer birer.
Adlarını “market” koyup, çağa ayak uydurmağa çalışanlar gitmeyebiliyorlar şimdilik.
Yalnızca yeme-içme yerleri duruyor, giderek onlara yenileri ekleniyor…
Adlarını “market” koyup, çağa ayak uydurmağa çalışanlar gitmeyebiliyorlar şimdilik.
Yalnızca yeme-içme yerleri duruyor, giderek onlara yenileri ekleniyor…
Sıra Bihrat’ ın işliğine geldi sonunda. Onun işliği için de ödediği kiranın dört katını öneriyorlar bu günlerde. Ne yapabilir Bihrat?
Yıllarca önce Agapi’ ye yalvarmıştım: “Gitme Agapi!” Şimdi, Bihrat’a bir şey diyemiyorum.
Cengiz Bektaş, aynı konuya devam ettiği ikinci yazısında ise şöyle diyor:
...Çok geçmeden Kuzguncuk’ta yaratıcılar kalmayacak…
Bu örnek çoğalırsa, bu böyle giderse, özellikle kültür-sanat açısından Kuzguncuk çöle dönüşecek. Şimdiden İstanbul’un birçok yeri gibi…
Yalnızca yiyip- içenler… Tüketiciler, tüketiciler…
Bu örnek çoğalırsa, bu böyle giderse, özellikle kültür-sanat açısından Kuzguncuk çöle dönüşecek. Şimdiden İstanbul’un birçok yeri gibi…
Yalnızca yiyip- içenler… Tüketiciler, tüketiciler…
Bu örnek size şunu düşündürdü mü biliyorum: Bütün Türkiye tüketiciye dönüşmüyor mu?
Başkalarının ürettiklerine bağımlı kalmıyor muyuz?
Başkalarının ürettiklerine bağımlı kalmıyor muyuz?
| Kuzguncuk, eski Rumeli Fırını |
| Kuzguncuk, Abidin Mortaş Yalısı, yangından sonra "onarılıyor"... |
| Kuzguncuk, eski Nur Sineması |
Tam da bu yazıların yazıldığı ilk bahar günlerinin birinde biz de Mehmet ile Kuzguncuk'a gitmiş ve gördüklerimize şaşırıp kalmıştık! Her sokakta, her köşede, her kesimden, her biçimde giyinip kuşanmış çiftler ve düğün fotoğrafçıları, adeta köşe kapmaca oynuyor! Kuzguncuk, bir fotoğraf-film seti ve bol "kafe", bol yeme-içme yerinden ibaret gibi görünüyordu...
"Eski Kuzguncuklu" zaten -Cengiz Bektaş'ın Kuzguncuk'a taşındığı yıllardan başlayarak- hızla kaybolmakta, yerini "yeni Kuzguncuklu"lara bırakmaktaydı. Şimdi onlar da yok gibiydi.
Bu yazıları okuduktan sonra şaşırmaya da hiç gerek kalmıyor işte...
Etiketler:
Boğaziçi,
Cengiz Bektaş,
hemşehri,
İstanbul,
İstanbullu,
Kent Kültürü,
kentlilik,
Kuzguncuk,
Kuzguncuklu,
Kültür,
kültürel koruma,
Tansug
29 Mar 2012
İNŞAATIN ALTINDAN BİR 18. YÜZYIL DUVARI ÇIKINCA...
New York'un göbeğinde, Fulton Caddesindeki bir inşaatın temeli kazılırken, 18. yüzyıldan kalma bir duvar çıkmış... Bizim için neredeyse "haber değeri" bile tartışılır!!! Ama, onlar okul çocuklarına gezdiriyorlar... (başlık tıklanınca görünen haber)
Şu "slide-show"da ise çocukların inşaat alanına girmeden önce ellerine verilen bir güvenlik kontrol listesi var ki görmeye değer!
Şu "slide-show"da ise çocukların inşaat alanına girmeden önce ellerine verilen bir güvenlik kontrol listesi var ki görmeye değer!
Etiketler:
arkeoloji,
eğitim,
güvenlik,
Kent Kültürü,
kültürel koruma,
NewYork
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)