23 Oca 2008

BELGE-TÜRK

Keşke bizim rahmetli Tuncer Üney de bu gelişmeyi görseydi...
İvHP web-kütüğünde ve E-Yaşam'da hep yazageldiği gibi...

21 Oca 2008

METİN SÖZEN'E KÜLTÜR BÜYÜK ÖDÜLÜ ve ANKARA

ANKARA, ANKARA, GÜZEL ANKARA!
Küçükken bu şarkıyı söylerdik Ankara'da ama aslında aklımız İstanbul'daydı hep! Geçen hafta Metin Hoca'nın "Büyük Ödül"ü, gözümüzde Ankara'yı daha bir güzelleştirdi sanki...
18 Ocak 2008, Cumartesi sabahı Ankara'ya doğru yola düzüldük. Sevgili Hocamız ödülünü aldı ve aldığı ödüle karşılık bir dolu işe yarar mesaj verdi.
Dedi ki konuşması sırasında bir ara:
"...Ayrıca ben Cumhurbaşkan'ımızın, gittiği ülkelerdeki devlet büyüklerinin, yöneticilerin elini sıkarken biraz acıtmasını diliyorum! Çünkü bu ülkenin uygarlık ülkesi, bunların uygarlık kaynağı, akıllarının ve düşüncelerinin üretildiği toprakların cumhurbaşkanı olarak, O'nun nezaketle sıktığı o eller acıdığı zaman, 'Bu gelen o toprakların cumhurbaşkanıdır' hissinin uyandırılması önemlidir..."

Dönüşte o otobüste yoktu! Çünkü Çorum'a doğru yol almaktaydı. "ÖDÜL" ise otobüste bizimleydi:


Ödülün tasarımını yapan Metin Keskin, şöyle açıkladı:

Taban üzerinden yükselen dört kristal sütun (kamu, yerel, özel, sivil kesimlerin simgeleri) Anadolu kültür mirasını simgeleyen küreyi taşıyor. Kürenin üzerinde ise Selçuklu dış bezeme figürleri var...

27 Ara 2007

83 YIL ÖNCEDEN GÖRÜLEN ÖNKOŞUL: "YÜKSEK KARAKTERLİ KORUYUCULAR"

Cumhuriyet, düşüncesi hür, anlayışı hür, vicdanı hür nesiller ister.
Ey yükselen yeni nesil!
İstikbal sizindir.
Cumhuriyeti biz kurduk, onu devam ettirecek sizlersiniz.
Cumhuriyet düşüncede, bilgide, sağlıkta güçlü ve yüksek karakterli koruyucular ister.
Cumhuriyet, demokratik idarenin tam ve mükemmel bir ifadesidir. Bu rejim, halkın gelişimini ve yükselişini sağlayan, onlardan esirlik, soysuzluk, dalkavukluk hislerini uzaklaştıran bir yoldur.
Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur.
Cumhuriyet, fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz.
Cumhuriyet fazilettir.

K. Atatürk
Ankara, 1925

2008'de o "yüksek karakterli koruyucuların" çoğalması dileği...

9 Ara 2007

BÜLENT TANÖR...

Sevgili hocamız Prof. Dr. Bülent Tanör 28 Kasım 2002'de aramızdan ayrılmıştı... O gitmeden, hiçdeğil ise başındaki "çözülebilir" sıkıntılara bir nebze çare olabilir umuduyla bir çevrimiçi dilekçe de açmıştık... Ama işe yaramamıştı ne yazık...
Bu yıl Açık Radyo'da, "Bilgi Çağının Hukuku" programında Prof. Dr. Öget Öktem Tanör ile 2 özel söyleşi ve ardından Prof. Dr. Ülkü Azrak ile onun anısına düzenlenen toplantıya ilişkin yayın ile onu anmaya ve görüşlerini yaşatmaya çalıştık...

O'nu unutmamak ve unutturmamak şart...

30 Kas 2007

"Hukuk, İNSANLIĞIN ortak huzurunu güvence altına almaya dönük, evrensel ilkeler matematiğidir."
Ç. Altan-

18 Eki 2007

"TEŞKİLAT-I ESASİYE KANUNU"na bir YAKLAŞIM BİÇİMİ ve BİÇEMİ

Saygıdeğer arkadaşlar, dünya çapında önemli ve olağanüstü olaylar karşısında, saygıdeğer milletimizin gerçek uyanıklığına ve şuurluluğuna değerli bir belge olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun bazı maddelerini açıklığa kavuşturmak için kurulmuş olan özel komisyon tarafından yüksek heyetinize teklif edilen kanun tasarısının kabulü dolayısıyla, Türkiye Devleti'nin zaten bütün dünyaca bilinen, bilinmesi gereken mahiyeti, milletlerarası adıyla adlandırıldı. Bunun tabii bir gereği olmak üzere bugüne kadar doğrudan doğruya Meclis Başkanlığı'nda bulundurduğunuz arkadaşınıza, yaptırdığınız bu görevi, Cumhurbaşkanı unvanıyla yine aynı arkadaşınız, bu aciz arkadaşınıza tevcih ediyorsunuz. Bu münasebetle, şimdiye kadar hakkımda gösterdiğiniz sevgi, samimiyet ve güveni bir defa daha göstermekle, yüksek değerbilirliğinizi ispat etmiş oluyorsunuz. Bundan dolayı yüce heyetinize gönlümün bütün samimiyeti ile teşekkürlerimi arz ederim."
"Efendiler, asırlardan beri Doğuda haksızlığa ve zulme uğramış olan milletimiz, Türk milleti, gerçekte soydan sahip bulunduğu yüksek kabiliyetlerden yoksun zannediliyordu."
"Son yıllarda milletimizin fiili olarak gösterdiği kabiliyet, istidat ve kavrayış kendi hakkında kötü düşünenlerin ne kadar gafil ve ne kadar gerçeği görmekten uzak, görünüşe aldanan insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz kendisinde var olan vasıfları ve değeri, hükümetin yeni adıyla, medeniyet dünyasına çok daha kolaylıkla gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti, dünya devletleri arasında tuttuğu yere layık olduğunu eserleriyle ispat edecektir."

"Arkadaşlar, bu yüksek rejimi yaratan Türk milletinin son dört yıl içinde kazandığı zafer, bundan sonra da birkaç misli olmak üzere kendini gösterecektir. Bendeniz, kazandığım bu güven ve itimada layık olmak için, pek önemli gördüğüm bir noktadaki ihtiyacı arz etmek mecburiyetindeyim. O ihtiyaç, yüce heyetinizin şahsıma karşı gösterdiği sevgi, güven ve desteğin devamıdır. Ancak bu sayede ve Tanrı'nın yardımıyla, bana verdiğiniz ve vereceğiniz görevleri en iyi şekilde yapabileceğimi ümit ediyorum."

"Daima sayın arkadaşlarımın ellerine çok samimi ve sıkı bir şekilde yapışarak, kendimi onların şahıslarından bir an bile uzak görmeyerek çalışacağım. Daima milletin sevgi ve güvenine dayanarak hep birlikte ileri gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır."

Mustafa Kemal Atatürk
İlk Meclis Konuşması
Kaynak: http://www.ataturk.net/ata/cumhurk.html

28 Ağu 2007

KOLAY UNUTULMAYACAK BİR CUMHURBAŞKANIYDI...

(Basından)

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Cumhurbaşkanlığı görevini bırakmaya saatler kala Anıtkabir'i ziyaret etti.
Cumhurbaşkanı Sezer, saat 09.30'da Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu, Ankara Valisi Kemal Önal ve Çankaya Köşkü çalışanlarıyla birlikte Aslanlı Yol'un başından yürüyerek Anıtkabir'e geldi.
Atatürk'ün kabrine çelenk bırakan Sezer, saygı duruşunda bulundu. Daha sonra İstiklal Marşı seslendirildi.
“SON KEZ HUZURUNUZDAYIM”
Cumhurbaşkanı Sezer, Misak-ı Milli Kulesi'ne geçerek, Anıtkabir Özel Defteri'ni de imzaladı. Sezer, deftere şunları yazdı:
“Yüce Atatürk, Cumhurbaşkanı olarak son kez huzurunuzdayım. Görevimi; ilke ve devrimlerinize, yeminime, anayasal kurallara, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerlerine bağlılıktan ayrılmadan tamamlamanın mutluluğunu yaşıyorum.
Türk Ulusu'na sizin makamınızda Cumhurbaşkanı sıfatıyla hizmet etmiş olmanın onurunu, yaşamım boyunca taşıyacağım.
Hizmet makamları ve kişiler gelip geçicidir. Sonsuza kadar kalıcı olan ilke ve devrimlerinizin kuruluş felsefesini oluşturduğu, laik, demokratik, çağdaş ve aydınlık Türkiye Cumhuriyeti'dir.
Hedefini; 'çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak ve onu aşmak' biçiminde ortaya koyan Türkiye Cumhuriyeti, başlattığınız aydınlanma savaşını kararlılıkla sürdürecektir.
Türk Ulusu, bugünkü kazanımlarını size ve kurduğunuz Cumhuriyet'e borçlu olduğunun bilinciyle eserlerinize sahip çıkacak, ilke ve devrimlerinizden, çağdaş değerlerden ödün vermeden gösterdiğiniz hedeflere el birliği ile ulaşacaktır.
Bağlılığımı en içten duygularla bir kez daha yineliyor, yüksek anınız önünde saygıyla, özlemle ve minnetle eğiliyorum.”
Cumhurbaşkanı Sezer, metni yazdıktan sonra sesli olarak okudu.

25 Ağu 2007

PEMBE DOMATESLER

"PDA" ya da "Pembe Domates Ağı", son zamanlarda sapıtan iklim koşullarına karşı ne edeceğini şaşırmış durumda... İşin kötüsü biz de bu işin birinci elden uzmanı değiliz... Pembeler, çiçek açıp çiçek döküyor... Onları doğal yöntemlerle yetiştirmeye söz vermiş insanlar çözüm arıyor... Ne etsek?